Bugün arkadaşlarla geç saate kadar oturduktan sonra mecburen eve gitmem gerekti (mecburen çünkü orası ev). Böyle durumlarda beni devamlı megane'nı ile evime bırakan arkadaşım da gelmediği için iş başa düştü ve koyulduk yola. Eve gitmek için çift vesait (bu kelimeyi yeni yetmeler anlamaz, araç yada araba anlamına geliyor) değiştirmem gerekiyordu. Kartal Köprüsü ordan da ev.

Kartal Köprüsü'ne kadar herşey yolundaydı (şu anda da yolunda ama o lafın gelişi). Münübüsü her halde kaçırmış olmalıyım ki bir on dakika beklememe rağmen gelmedi. Ben durakta beklerken 88-89 model bir Brodway durağa yanaşıp durmuştu. Kendi kendime niye bekliyor diye düşünüyordum. Aradan biraz zaman geçtikten sonra araç biraz geri geri geldi ve şöför araçtan indi. "Sultanbeyli'ye giden var mı?" diye durakta benim gibi beklemekte olanlara seslendi (bana değil yani, iğrencim). (Bu tip işleri yapanlara korsan da deniliyor yanlış bilmiyorsam.) 

Münübüsün gelmemesine karşılık böyle bir aracın gelmesi bir şanstı ama nasıl güvenipte herhangi bir kişinin arabasına bineceksin gece yarısı. Aklıma web 2.0 konseptinde var olan karşındakine güven, ona yetkiyi kontrollü olarak ver prensibi geldi ve arabaya atladım (değil, tabiki atlamadım.) Bu tarz gittiği yere sizi de götürmek isteyen kişilerle daha önceden karşılaşmıştım ve o zamanki tecrübelerime dayanarak hiç birşey olmayacağını düşünüyordum (olmadı da bu yazıyı yazdığıma göre).

Bu gibi durumlarda muhatabını bir kaç soruyla sınarsın niyeti ciddi mi diye ("ciddi mi" komik kaçtı buraya). Nereye kadar gidiyorsun ve kaça götürüyorsun diye. Ben bu soruları sordum ve amca sınavdan başarıyla geçti. Gerçekten beni gideceğim yere götürmekte ciddiymiş ve bu konuda can atıyormuş (ormana gidiyorum seni de kıtır kıtır kesicem diyecek hali yoktu). Benimle birlikte bir kişi daha aracın arka koltuğuna bindi (ben ön koltuktaydım, "birlikte arka koltuğa bindik" derken onun da arabaya bindiğini ve arka koltuğa oturduğunu kasdettim. Evet burdan bakınca öyle anlaşılmıyor ben de farkettim.).

Yazının bundan sonraki kısmı Hastalardan Öğrendiklerim tadında olcak ve üstü ayrı altı ayrı değerlendirebilirsiniz. (aslında iki parça da ayrılmaz bir bütünün iki yarısı)

Bu gün eve giderken geç saat olduğu için Brodwayi ile kaçak yolcu taşıyan bir amcanın arabasına bindim. Genelde sessiz geçen yolculuk sırasında, bizim eski brodway'i yad ettim. Pencere kapalı olmasına rağmen arasından geçen rüzgar ve çıkardığı ses araca ilginç bir hava katıyordu. Amcanın servisçilik yaptığını öğrendim. Zaten şu anda da servisten geliyormuş. Arabalar sizin mi yoksa şöförmüsünüz diye sordum, üç arabası olduğunu söyledi. Bize dışarıdan servis işinin güzel göründüğünü ve iyi parası varmış gibi durduğunu söyledim ve gerçekten öylemi diye sordum. Servis araçlarını kredi ile almış 150 milyara, kendi kendine borcunu ödüyor bizi de geçindiriyor dedi. İstersen üç sene sonra araba satırlır ev alınabilirmiş yada üç sene daha çalıştırıp bir bu kadar daha para biriktirilebilirmiş. Arabadan inerken kendisine iyi akşamlar diledim, talı rüyalar görmesini içimden geçirdim.

Not: "brodway" kelimesini yanlış yazdığımı biliyorum aslı "bırodvey" olacaktı (bunu da yanlış yazdığımı biliyorum, ama kime göre).

Not2: 27 Mart 2007'de yazdığım bir yazı.