Traitor - Hain

11 Ağu 2009 Kategori: Film

Traitor filmini seyrettim. Son zamanlarda seyrettiğim nadide yapımlardan. Aksiyon, kurgu ve olayların akışı açısından çok başarılı.

Eski bir müslüman ABD özel harekatçısı olan Samir Horn (Don Cheadle), müslüman teröristlerin içine ajan olarak girer. Amacı bu örgütü tamamen çökertmektir. Müslümanlara terörist yaftası vurmak için bir biriyle yarışan Hollywood yapımlarının aksine Traitor olayı çok farklı bir açıdan değerlendiriyor ve her müslümanın terörist olmadığını, terörist olanlarında birileri tarafından kullanıldığına dikkat çekiyor.

Filmde Don Cheadle'in performansı görülmeye değer (Adam bildiğin sofu olmuş resmen :p). Bir de bu filmde dikkatimi çeken, ilk defa bir Hollywood yapmında namazın doğru düzgün kılındığını görmem. Bence seyredin pişman olmayacaksınız. 

Tom Cruise'un Web Sitesi

1 Şub 2009 Kategori: Film

Tom Cruise abimiz ilk başrol oynadığı "Risky Business" filmin 25. yılı şerefine web sitesi yapmış. Google'ın video reklamından görüp gittiğim sitede, bol bol Tom Cruise resimleri, filmlerinden sahneler ve öz geçmişi bulunuyor.

 Tom Cruise - Risky Business

 Tom Cruise hayranı iseniz buraya girmemezlik etmeyin.

Turkish Dexter

13 Oca 2009 Kategori: Film, Şurdan - Burdan
Daha önce bahsetmiştim Dexter'in en birinci kahramanım olduğundan. FriendFeed alemine Murat Kahraman eklemiş. Bende paylaşmadan duramadım. Bu da bizim Turkish Dexter'ımız olsun. Tabi resimdeki amcanın konuyla bir ilgisinin olmadığı gayet açık. Belki de konuyla tamamen ilgili, gerçek kahramanımız gibi hiçbir şeyden haberi yokmuş gibi davranıyor. :)

Yalanlar Üstüne - Body of Lies

21 Ara 2008 Kategori: Film

Amerika'nın Irak'la olan savaşı tüm şiddetiyle sürmektedir. Terörist Müslümanlar Dünya'nın hemen her bölgesinde bombalı eylemler düzenlemektedir. Terörist örgütler Amerika'nın her türlü teknolojik aygıtı izleyebileceğini bildikleri için, cep telefonu ve internet kullanmamaktadırlar. Eylem planlarını elden ele iletilen notlarla yada yüz yüze yapmaktadırlar. Bu sebepten dolayı CIA azılı bir terörist çete başınını yakalamak için Ürdün Özel Operasyonlar Birliği ile işbirliğine girmek zorunda kalır.

Film hakkında bilgi sahibi olmadan afişini beğenerek gittik. Filmi genelde beğendim fakat beğenmediğim bir kaç nokta var. Bunlardan en önemlisi Kuran-ı Kerim'de geçen bir iki ayeti alıp teröristlerin ağızlarına dolamaları.  Filmde "her sakallı - takkeli Müslümanın teröristtir" imajı sezimledim.Filmi seyreden gayrimüslim (Müslüman olamayan)  kişilerin Kuran-ı Kerim'in sadece cihadı emrettiğini. Onun da terörizmle, öldürerek gerekirse ölerek yapıldığını düşünebilirler.

Mark Strong'ın canlandırdığı Hani karakterinin karizmasını filmi seyreden arkadaşlar olarak çok beğendik. Ayrıca beğendiğimiz sahnelerden biri de ciplerin çölün ortasında daire çizmesiydi.

Filmde şöyle bir mantıksızlık var. CIA  filmin başında Ferris'le birlikte çalışan Arap'ın ölümünü hiç önemsemezken. Onlar için kimin öldüğü önemli değilken. Ferris'in topu topu iki kere çıktığı - zaten çıkmakta denilemez - hemşire kızı teröristler kaçırınca bunu sanki namus meselesi yapıp, en iyi ajanları Roger Ferris'i teröristlere hemencecik teslim etmesi. Filmin burasını hangi akla hizmet olarak yapmışlar anlamış değilim. Belki ben bu kısmı yanlış anladım.

Filmde CIA istediği cep telefonunu anında dinleye biliyor. Yada uydudan anında Dünyanın herhangi bir noktasını seyredebiliyor. Fakat Ferris teröristlerin eline geçtiğinde (beğendiğimiz sahne, ciplerin çölde daire çizmesi), aynı anda dört cipi takip edemeyip teknolojinin azizliğine uğruyor. Filmin o anınına kadar bilgisayar oyunu oynar gibi savaş yöneten Ed Hoffman'ın eli kolu bağlı kalıyor. Bu ne diyet bu ne lahana turşusu. O kadar gelişkin teknolojiye sahipsiniz de ne diye tek bir uydunuz var. Bana çok mantıksız geldi. Madem uydunuz var, koy üstüne üç - beş kamera daha ortalık yeşillensin.

Normalde seyrettiğim filmlerle ilgili blogumda bu denli sahneleri ve konuyu anlatmam. Seyretmeyenlere spoiler vermemek için. Bunlar genelde arkadaşlar arasındaki muhabbetlerde konuşulur. Bunlardan bahsetmemin sebebi ikinci paragrafta anlattıklarıma göstermiş olduğum tepkiden ibaret. Oldu olacak filmin sonunu da söyleyeyim tam olsun.


Ferris terörist örgütünün başındaki adamı yakalamak için, onlardan daha güçlü ve daha iyi eylemler yapan sahte bir terörist oluşturur. Amacı, yakalamak istediği kişiyi sahte teröristle irtibata geçirtmek ve bu sayede de yakalamak. Bu sahte terörist gerçekte var olan, çok seyahat eden hayatını cami ve Müslüman iş adamlarına bina yaparak kazanan gerçek bir mimardır. Ferris İncirlik Üstün'de (evet Türkiye’de var filmin içinde, artık bunlara alışmamız böyle şeylere çokça sevinmemize gerek yok. Sakin olun.) sahte terörist adına bir bomba patlattırır. Gariban mimarın ise olaydan hiç bir haberi yoktur. Teröristler pisipisine tahtalıköyü boylattırır mimara. (Cümle ters oldu. Yani teröristler öldürür tahtalıköy mimarını. :p)

Ferris'in çıktığı hemşire kızı ise Hani teröristler kaçırdı süsü vererek kılına bile zarar vermeden bir müddet alıkoyar. Anlayacağınız Ferris'i Hani teröristi yakalamak için yem olarak kullanır.  Ferris'i teröristler tam öldürüleceği sırada, iki parmağı çekiçle ezilmiş olarak kurtarır Hani. Terörist başı yakalanır. Ferris CIA'den ayrılır. Pazarda domates momates seçerken Ed onu izler, artık bırakın peşini der. Uydu zoom out yaparak Google Maps vari şekilde evleri küçültür. Film biter.

Filmin sonunu öğrendiğinize göre herhalde gitmezsiniz artık.

Dexter Üçüncü Sezon Bitti

18 Ara 2008 Kategori: Film

Evet maalesef bir sezonunu daha bitirdik Dexter'in. Üçüncü sezonda Dexter abimiz kendisine arkadaş edinmeye çalışıyor. Arkadaş ediniyor da. Fakat arkadaş edinmesi babasının ona öğretmiş olduğu düsturların dışında bir harekettir. Bu hareketin onun başına açtığı derler üçüncü sezonun konusu. Kahramanımızın biraz daha insanlaştığını görüyoruz. İkinci sezonun finalinde kendisini üstad olarak tanımlamıştı (i am a master anymore). Üçüncü sezonun sonunda ise kendisini aile babası (family man) olarak tanımladı.

Üçüncü sezonun çok hareketli ve diğer sezonlarla kıyaslandığında heyecanlı olduğunu düşünmüyorum. Sezon sonunda doğru işin içine biraz daha hareket girdi. İkinci sezonda olduğu gibi üçüncü sezonda da hızlı bir son yaptılar. Öyle bir sonlardıdılar ki iki yada üç bölümlük kısmı en son bölüm verdiler gibi geldi.

"Bundan sonrası için neler olacak?" "Daha da mı insanlaşacak?" "Rita ile ilişkileri nasıl devam edecek?" "Yeniden arkadaş edinmeye çalışacak mı? Ya da bir sırdaş edinmek isteyecek mi?" gibi sorular kafamı karıştırıyor. Dördüncü sezonu dört gözle bekliyorum. :)

Belki hayatımın en büyük hatasını yapıyorum. Kim mükemmel ki? Ben değilim, Harry de değil. Hala neysem oyum. Soru şu: ne olacağım?

Wanted

22 Kas 2008 Kategori: Film

Wasley'in hiç görmediği babası, "Kardeşlik" isminde salak bir örgütün en iyi seri katilidir. Kardeşlik örgütü emirlerini "Kader" isminde bir dokuma tezgahından alır. Salaklık olayını da bu yüzden söylüyorum. Zaten Morgan amcanın ve Angelina yengenin üye olduğu bir örgütün salaklıkla yakından uzaktan ilgisinin olması beklenemez. Babası öldürüldükten sonra Wasley'i öcünü alması için Kardeşlik örgütü eğitir. Wasley öcünü bir güzel alır. Filmin sonunda Angelina yenge bir güzellik yapar. Morgan amcaya da güzellik yaparlar. Son üç cümle ile spoiler verdiğimi düşünüyorsanız, vermedim, yanılıyorsunuz. :)

Film Clive Owen'ın Shoot 'Em Up'ı gibi abartı sahnelere sahip, fakat onun kadar abartılı değil.  Askerliğimi yapmış olamama ve bu yaşıma gelmiş olmama rağmen ilk defa bir kurşuna falso verildiğini bu filmde gördüm. Görsellik olarak ise Matrix'ten esinlenmiş diyebiliriz. Filmin yönetmeni ise bizim Timur. Timur Bekmambetov. Kendisi Kazak bir yönetmen. Bizim dememin nedeni de bu. Nerden bizim oluyorsa?

Aksiyon, güzel dövüş sahneleri ve hoş silahlı saneler arıyorsanız Wanted'ı seyrettiğinize pişman olmayacaksınız. Özellikle arabalı sahneleri tavsiye ediyorum.

The Fountain

13 Kas 2008 Kategori: Film

Klasik ve sıradan film hikayelerinden sıkıldıysanız. Güçlü bir senaryo, iyi bir göz ziyafeti arıyorsanız. Seyrederken düşünmek istiyorsanız; The Fountain tam size göre. Sinemalar.com’dan sekhment filmi aşağıdaki gibi anlatmış. Benim film hakkında anlatmak istediklerimi benden daha güzel bir şekilde anlattığı için bozuk olan Türkçe kısımları düzelterek buraya aldım.

"Tommy beyninde tümör olan eşi için botanik bir bitkiden elde edilen karışımı kullanarak yeni bir umut aramaktadır ne var ki eşi için geç kalır. Eşi Izzy ölmeden önce başladığı ancak bitirmediği "The Fountain" adlı kitabı Tommy'den bitirmesini ister. İşte filmin İspanya ve hayat ağacını bulma serüveni burada geçmekte. Filmin uzay boyutu ise bitirmesini istediği ve kitabın Tommy tarafından yazılan bölümünde sergilenmektedir. Felsefi olarak oldukça ustalıkla ele alınmış harika bir film."

Kutsal Fındıklar Adına!

9 Kas 2008 Kategori: Film

Alvin and the Chipmunks filmini seyrettim. Başrolde bizim My Name Is Earl dizisinden tanıdığımız Jason Lee oynuyor. Filmin hikayesini vs yazacaktım vaz geçtim. Ani gelen bir telefonla havuza gitme kararı vermiş bulunuyorum. O yüzden bu yazıyı mümkün olduğu kadar kısa tutmam gerekiyor. Verdiğim linklerle idare edin, yeterli gelmezse Google'a sorun :p.

Ross Bagdasarian, Sr.
The Chipmunk Song
Alvin and The Chipmunks

Tamam tamam biraz bahsedeyim. Çocuklar için iyi bir film. Fakat büyüklerin pek hoşlanacağını zannetmiyorum. Hikayeyi çok başarılı bulmadım. Pek heyecan yoktu filmde.

L: Change The World

3 Kas 2008 Kategori: Film

"Death Note" bir japon çizgi romanı. On yedi yaşındaki bir lise öğrencisinin, bir ölüm meleğinin düşürmüş olduğu doğa üstü bir defteri -Ölüm Defteri’ni- bulup kendini nasıl "Yeni Dünyanın Tanrısı" yaptığını anlatıyor. Bu deftere ismini yazdığınız kişi defterin adından da anlaşıldığı gibi ölüyor.

"Death Note"un orjinal hikayesinden esinlenen iki tane film çıkmış. (Bunlar bu yazının konusu olmadığı için burda zikretmiyorum. Zikretsem bişey kaybeder miydim onuda bilmiyorum.) "Death Note"un sonundan esinlenerek orjinalden farklı olarak serinin dedektif kahramanı L'nin son 20 gününü konu alan  "L: Change The World" filmi çekilmiş.

Death Note çizgi romanının da Türkiye'den de epey takipçisi ve seveni olduğunu araştırmalarım sonucu buldum. (Bu sonuçlara yaz demeden kış demeden google da bir arama yaparak ulaştım. :) )

"L: Change The World" filmi bence seyredilebilecek ve seyredilmesinin vakit kaybı olarak düşünmediğim bir film. Filmin temel hikayesi dünyanın çok kalabalık olduğunu savunan, gereksiz ve işe yaramaz çoğunluğu kendi geliştirdiği bir virüsle temizlemeyi düşünen bir bilim kadınına karşı L'nin giriştiği mücadeleyi anlatıyor.

Ben "L: Change The World" filmini seyretmeden, hatta bu yazıyı yazmaya hazırlana kadar filmin bir çizgi romandan esinlendiğini düşünmemiştim o yüzden bu yazıyı L karakterini garip bulduğum ve üzerine en azından bir paragraflık bir yazı yazılabileceğini düşündüğüm için yazma ihtiyacı hissettim.

L 1.79 boyunda ve 50 kilo zayıf çelimsiz ve kambur. Sandalyeler üzerinde çömelerek oturuyor. Hoplayarakta sandalelerden iniyor. Bir çoğumuzun aksine L klavyeyi iki parmak kullanıyor. Tuşlara da en az elli santim yukarıdan vuruyor. L defterleri ise köşesinden tutup yukardan aşağıya doğru sallandırıyor. Kafasını çapraz eğerekte okuyor. Herşeyi baş parmağı ve işaret parmağıyla tutyor. Garip bir karakter gerçektende :)

Çıkış Yok - Stuck

19 Eki 2008 Kategori: Film

Stuck filmini seyrettim. Kısaca hikaye şu şekilde. Genç bir kadın arabasıyla giderken bir adama çarpıyor. Adam arabanın çarpmasıyla ön camdan yarı beline kadar içeri giriyor. Kadın ambulans yada polis çağırmayı aklına bile getirmeden gaza basıyor. Hastahanenin önünde adamı bırakmayı planlarken kendisini birinin görmesi endişesiyle tekrar arabaya binerek adam yarı beline kadar öncamda iken evinin garajına gidiyor. Daha sonra adamın hayatını kurtarma çabası başlarken kadının da adamdan kurtulma çabası başlıyor.

Gerçek bir hikayeden etkilenilen Stuck (Çıkış Yok) filminde kadın rolünde Mena Suvari (Brandi), yaralı adam rolünde ise Stephan Rea (Thomas Bardo) oynuyor.

Thomas'a Brandi çarpmadan önce üç ayrı sahnede seçimi soruluyor. "Acaba özelikle mi seçimleri soruluyor, yönetmenin yazarın bize anlatmak istediği birşey mi var?" diye düşünmüştüm ama altından birşey çıkmadı. Filmin daha farklı bitmesini öngörüyordum beklenmedik sonuyla şaşırttı doğrusu.

Hakkinda

Bu blog'un yazarı, basit mevzularla ilgili düşünmeyi seven, basit mevzulara kafa yoran biridir. Kendisi hayatin anlaminin basitlikte gizli oldugunu düsünür. Ciddi mevzularin hep basit mevzularin birlesiminden olustuguyla ilgili bir düsüncesi vardir. Kendisini taniyanlar ciddi mevzularla ugrastigine pek sahitlik etmemislerdir.

Sponsorlar


Merak Edilenler