Tom Cruise'un Web Sitesi

1 Şub 2009 Kategori: Film

Tom Cruise abimiz ilk başrol oynadığı "Risky Business" filmin 25. yılı şerefine web sitesi yapmış. Google'ın video reklamından görüp gittiğim sitede, bol bol Tom Cruise resimleri, filmlerinden sahneler ve öz geçmişi bulunuyor.

 Tom Cruise - Risky Business

 Tom Cruise hayranı iseniz buraya girmemezlik etmeyin.

Dexter Üçüncü Sezon Bitti

18 Ara 2008 Kategori: Film

Evet maalesef bir sezonunu daha bitirdik Dexter'in. Üçüncü sezonda Dexter abimiz kendisine arkadaş edinmeye çalışıyor. Arkadaş ediniyor da. Fakat arkadaş edinmesi babasının ona öğretmiş olduğu düsturların dışında bir harekettir. Bu hareketin onun başına açtığı derler üçüncü sezonun konusu. Kahramanımızın biraz daha insanlaştığını görüyoruz. İkinci sezonun finalinde kendisini üstad olarak tanımlamıştı (i am a master anymore). Üçüncü sezonun sonunda ise kendisini aile babası (family man) olarak tanımladı.

Üçüncü sezonun çok hareketli ve diğer sezonlarla kıyaslandığında heyecanlı olduğunu düşünmüyorum. Sezon sonunda doğru işin içine biraz daha hareket girdi. İkinci sezonda olduğu gibi üçüncü sezonda da hızlı bir son yaptılar. Öyle bir sonlardıdılar ki iki yada üç bölümlük kısmı en son bölüm verdiler gibi geldi.

"Bundan sonrası için neler olacak?" "Daha da mı insanlaşacak?" "Rita ile ilişkileri nasıl devam edecek?" "Yeniden arkadaş edinmeye çalışacak mı? Ya da bir sırdaş edinmek isteyecek mi?" gibi sorular kafamı karıştırıyor. Dördüncü sezonu dört gözle bekliyorum. :)

Belki hayatımın en büyük hatasını yapıyorum. Kim mükemmel ki? Ben değilim, Harry de değil. Hala neysem oyum. Soru şu: ne olacağım?

Wanted

22 Kas 2008 Kategori: Film

Wasley'in hiç görmediği babası, "Kardeşlik" isminde salak bir örgütün en iyi seri katilidir. Kardeşlik örgütü emirlerini "Kader" isminde bir dokuma tezgahından alır. Salaklık olayını da bu yüzden söylüyorum. Zaten Morgan amcanın ve Angelina yengenin üye olduğu bir örgütün salaklıkla yakından uzaktan ilgisinin olması beklenemez. Babası öldürüldükten sonra Wasley'i öcünü alması için Kardeşlik örgütü eğitir. Wasley öcünü bir güzel alır. Filmin sonunda Angelina yenge bir güzellik yapar. Morgan amcaya da güzellik yaparlar. Son üç cümle ile spoiler verdiğimi düşünüyorsanız, vermedim, yanılıyorsunuz. :)

Film Clive Owen'ın Shoot 'Em Up'ı gibi abartı sahnelere sahip, fakat onun kadar abartılı değil.  Askerliğimi yapmış olamama ve bu yaşıma gelmiş olmama rağmen ilk defa bir kurşuna falso verildiğini bu filmde gördüm. Görsellik olarak ise Matrix'ten esinlenmiş diyebiliriz. Filmin yönetmeni ise bizim Timur. Timur Bekmambetov. Kendisi Kazak bir yönetmen. Bizim dememin nedeni de bu. Nerden bizim oluyorsa?

Aksiyon, güzel dövüş sahneleri ve hoş silahlı saneler arıyorsanız Wanted'ı seyrettiğinize pişman olmayacaksınız. Özellikle arabalı sahneleri tavsiye ediyorum.

The Fountain

13 Kas 2008 Kategori: Film

Klasik ve sıradan film hikayelerinden sıkıldıysanız. Güçlü bir senaryo, iyi bir göz ziyafeti arıyorsanız. Seyrederken düşünmek istiyorsanız; The Fountain tam size göre. Sinemalar.com’dan sekhment filmi aşağıdaki gibi anlatmış. Benim film hakkında anlatmak istediklerimi benden daha güzel bir şekilde anlattığı için bozuk olan Türkçe kısımları düzelterek buraya aldım.

"Tommy beyninde tümör olan eşi için botanik bir bitkiden elde edilen karışımı kullanarak yeni bir umut aramaktadır ne var ki eşi için geç kalır. Eşi Izzy ölmeden önce başladığı ancak bitirmediği "The Fountain" adlı kitabı Tommy'den bitirmesini ister. İşte filmin İspanya ve hayat ağacını bulma serüveni burada geçmekte. Filmin uzay boyutu ise bitirmesini istediği ve kitabın Tommy tarafından yazılan bölümünde sergilenmektedir. Felsefi olarak oldukça ustalıkla ele alınmış harika bir film."

Kutsal Fındıklar Adına!

9 Kas 2008 Kategori: Film

Alvin and the Chipmunks filmini seyrettim. Başrolde bizim My Name Is Earl dizisinden tanıdığımız Jason Lee oynuyor. Filmin hikayesini vs yazacaktım vaz geçtim. Ani gelen bir telefonla havuza gitme kararı vermiş bulunuyorum. O yüzden bu yazıyı mümkün olduğu kadar kısa tutmam gerekiyor. Verdiğim linklerle idare edin, yeterli gelmezse Google'a sorun :p.

Ross Bagdasarian, Sr.
The Chipmunk Song
Alvin and The Chipmunks

Tamam tamam biraz bahsedeyim. Çocuklar için iyi bir film. Fakat büyüklerin pek hoşlanacağını zannetmiyorum. Hikayeyi çok başarılı bulmadım. Pek heyecan yoktu filmde.

L: Change The World

3 Kas 2008 Kategori: Film

"Death Note" bir japon çizgi romanı. On yedi yaşındaki bir lise öğrencisinin, bir ölüm meleğinin düşürmüş olduğu doğa üstü bir defteri -Ölüm Defteri’ni- bulup kendini nasıl "Yeni Dünyanın Tanrısı" yaptığını anlatıyor. Bu deftere ismini yazdığınız kişi defterin adından da anlaşıldığı gibi ölüyor.

"Death Note"un orjinal hikayesinden esinlenen iki tane film çıkmış. (Bunlar bu yazının konusu olmadığı için burda zikretmiyorum. Zikretsem bişey kaybeder miydim onuda bilmiyorum.) "Death Note"un sonundan esinlenerek orjinalden farklı olarak serinin dedektif kahramanı L'nin son 20 gününü konu alan  "L: Change The World" filmi çekilmiş.

Death Note çizgi romanının da Türkiye'den de epey takipçisi ve seveni olduğunu araştırmalarım sonucu buldum. (Bu sonuçlara yaz demeden kış demeden google da bir arama yaparak ulaştım. :) )

"L: Change The World" filmi bence seyredilebilecek ve seyredilmesinin vakit kaybı olarak düşünmediğim bir film. Filmin temel hikayesi dünyanın çok kalabalık olduğunu savunan, gereksiz ve işe yaramaz çoğunluğu kendi geliştirdiği bir virüsle temizlemeyi düşünen bir bilim kadınına karşı L'nin giriştiği mücadeleyi anlatıyor.

Ben "L: Change The World" filmini seyretmeden, hatta bu yazıyı yazmaya hazırlana kadar filmin bir çizgi romandan esinlendiğini düşünmemiştim o yüzden bu yazıyı L karakterini garip bulduğum ve üzerine en azından bir paragraflık bir yazı yazılabileceğini düşündüğüm için yazma ihtiyacı hissettim.

L 1.79 boyunda ve 50 kilo zayıf çelimsiz ve kambur. Sandalyeler üzerinde çömelerek oturuyor. Hoplayarakta sandalelerden iniyor. Bir çoğumuzun aksine L klavyeyi iki parmak kullanıyor. Tuşlara da en az elli santim yukarıdan vuruyor. L defterleri ise köşesinden tutup yukardan aşağıya doğru sallandırıyor. Kafasını çapraz eğerekte okuyor. Herşeyi baş parmağı ve işaret parmağıyla tutyor. Garip bir karakter gerçektende :)

En Birinci Kahraman - Dexter

30 Eki 2008 Kategori: Durum Komedisi

Dexter dizisini seyrettikten sonra Sponge Bob süper kahraman sıralamamda ikinciliğe geriledi. Birinciliğe ise Dexter bir anda konuverdi. Dexter'in şu ana kadar resmi web sitesine girip hiç son haberlerinden haberdar olmamıştım. İstem dışı olarak borwsera www.dexter.com yazdım. Dexter yerine çamaşır makinalarıyla poz veren bir amcayı görünce şoka uğradım. :)

Garip bir akşam oldu velhasıl. Kafamı dağıtmam gerekiyor.

Çıkış Yok - Stuck

19 Eki 2008 Kategori: Film

Stuck filmini seyrettim. Kısaca hikaye şu şekilde. Genç bir kadın arabasıyla giderken bir adama çarpıyor. Adam arabanın çarpmasıyla ön camdan yarı beline kadar içeri giriyor. Kadın ambulans yada polis çağırmayı aklına bile getirmeden gaza basıyor. Hastahanenin önünde adamı bırakmayı planlarken kendisini birinin görmesi endişesiyle tekrar arabaya binerek adam yarı beline kadar öncamda iken evinin garajına gidiyor. Daha sonra adamın hayatını kurtarma çabası başlarken kadının da adamdan kurtulma çabası başlıyor.

Gerçek bir hikayeden etkilenilen Stuck (Çıkış Yok) filminde kadın rolünde Mena Suvari (Brandi), yaralı adam rolünde ise Stephan Rea (Thomas Bardo) oynuyor.

Thomas'a Brandi çarpmadan önce üç ayrı sahnede seçimi soruluyor. "Acaba özelikle mi seçimleri soruluyor, yönetmenin yazarın bize anlatmak istediği birşey mi var?" diye düşünmüştüm ama altından birşey çıkmadı. Filmin daha farklı bitmesini öngörüyordum beklenmedik sonuyla şaşırttı doğrusu.

Ölü Olmak Kötü

12 Eki 2008 Kategori: Film, Şurdan - Burdan

My Name Is Earl filmini bilirsiniz. Ethan Suplee'nin canlandırdığı Randy karakteri gerçekten çok başarılı. Randy'nin kardeşi Earl ile yaptığı bir konuşma vakti zamanında çok hoşuma gitmiş ve text dosyasına yazmışım. Masa üstünde temizlik yaparken gördüm paylaşayım dedim.

Ölü olmak, canlı olmaktan kesinlikle daha kötü.Ölü olduğun da hoş şeyler yapamazsın,ama canlıyken yapabilirsin. Sen ve ben dilediğimiz şeyleri yapabiliriz çünkü biz yaşıyoruz. Biz ölü değiliz.Biz canlıyız. Eğer ölü olsaydık, hoş şeyleri yapamıyor olurduk. Ama yapabiliriz, çünkü yaşıyoruz. Ölü insanlar hoş şeyler yapamazlar.Sadece hayatta olanlar hoş şeyler yapabilirler, çünkü onlar canlılar. Ve hoş şeyler yapabilmen için yaşıyorı olman lazım. Canlı olman lazım. Evet, tabi canlıyken de başına kötü şeyler gelebilir. Mesala bazen araba kazası yapabilirsin ya da başın ağrır ya da bacağını burkarsın ya da ayağını taşa bile çarparsın. Demek istediğim yaşamak da zor, ama kesinlikle ölü olmaktan daha iyi.

Okunduğu zaman gerçekten çok paranoyakça geliyor insana. Ama yapmış olduğu varsayımlar ve düşünme biçimi bize yaşamanın gerçekten iyi birşey olduğunu tekrar hatırlatıyor. :)))

Hakkinda

Bu blog'un yazarý, basit mevzularla ilgili düþünmeyi seven, basit mevzulara kafa yoran biridir. Kendisi hayatin anlaminin basitlikte gizli oldugunu düsünür. Ciddi mevzularin hep basit mevzularin birlesiminden olustuguyla ilgili bir düsüncesi vardir. Kendisini taniyanlar ciddi mevzularla ugrastigine pek sahitlik etmemislerdir.

Sponsorlar


Merak Edilenler